Muhasebe Kaydı, Muhasebeleştirme, Vergi Daireleri, Sgk, Ebeyanname, Muhasebe bürosu, Muhasebe programları, Matbu Formlar,SGK, E-Devlet Uygulamaları, Guncel Mevzuat, Mali Müşavirlik

8 Eylül 2010 Çarşamba

Kooperatif muhasebesi ve örnek kayıtlar

Kooperatif tüzel kişiliğe haiz ortaklarının belirli menfaat ve ihtiyaçlarını karşılıklı yardım,dayanışma ve kefalet suretiyle sağlamak amacı ile kurulmuş değişir ortaklı ve değişir sermayeli teşekküllere denir. Kooperatiflerin kurulma aşaması,ortaklık işlemleri,genel kurul işlemleri temsili ve denetiminden çok makalemizde yaptıkları inşaatların muhasebe kayıtları üzerinde duracağız.

Burda ilk soracağımız soru kooperatif inşaatları emanet usulümü yoksa ihale usulümü yaptırıyor olacak öyleyse nedir bu emanet usulü kısaca açıklayalım. Emanet usulü kooperatifin inşaatı bir aracı eliyle değil genel kurulca seçilen bir heyet,komisyon (Emanet Komisyonu) usulü ile yürütülmesidir. İhale usulünde ise kooperatif inşaatları malzemeli veya işçilik şeklinde ihaleyi alan firmaya veya müteahhide verilmesi yoludur. İki usuldede bir çok işlemler aynı ihale usulünde ihaleyi alan firma belirli dönemlerde yapılan imalat için hakediş dediğimiz imalat raporları düzenleyerek yapılan imalat bedelini tahsil etmekte ve yapılan her hakediş ile bir yarımamül satın alınmış olup firmaya borçlanılmakta ve bundan dolayı hakediş bedelleri üzerinden stopaj ödenmekte yalnızca bu konu ile yapılacak kayıtlar ayrıcalık göstermektedir. Bununla ilgili bir örnekle başlayalım o zaman;


Yıllara Yaygın İnşaatlarda Geçiçi Vergi

Bilindiği üzere 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunun 42 maddesinde “Birden fazla takvim yılına sirayet eden inşaat ve onarma işlerinde kar veya zarar işin bittiği yıl kati olarak tespit edilir ve tamamı o yılın geliri sayılarak mezkur yıl beyannamesinde gösterilir “ hükmüne yer verilmiştir.

Geçici vergi ile ilgili yayımlanan 217 seri nolu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde yıllara yaygın inşaat ve onarım işi yapan mükelleflerin bu kazançları üzerinden geçici vergi ödemeyecekleri ancak bu kazançları dışında kalan kazançları için geçici vergi ödeyecekleri belirtilmiştir.

Yine Gelir Vergisinin 120 maddesinde belirtildiği gibi yalnızca yıllara yaygın inşaat ve onarım işleri geçici vergi kapsamındadır denilmiştir.

Özel inşaat muhasebesinde nelere dikkat etmeliyiz?

Özel inşaat  yapılan binaları daire yada işyeri halinde satan firmaların (müteahhitlerin)  yaptığı inşaatlardır. Özel inşaatlarda da en büyük sıkıntı satılan daire veya işyerlerinin düşük bedelle satılması,yada maliyetlerin olduğundan düşük gösterilmesi veya maliyetlerin abartılarak yüksek gösterilmesi gibi birçok dikkat edilecek husus var. Genelde bir inşaatın her aşamasında çalışan işçiler genelde müteahhit firmaların götürü dediğimiz usulde kalfalara yani bizim  taşeron veya altişveren dediğimizi kişilere veriliyor ve inşaatın gerçek işçilik maliyeti belgelendirilemiyor.

Malesef bu durum hem satıcının hemde alıcının işine geldiğinden  reel fiyatlar her zaman gizleniyor bundanda tabiki devlet alacağı kdv,ssk  ve gelir vergisinden büyük bir kayıp yaşıyor.  Hem alıcı hemde satıcı daha sonraki inceleme döneminde sıkıntı yaşamak adına uyarılmalı diye düşünüyorum.

Özel inşaatlar bir tür imalattır. Maliyetleri de imal edilen malların maliyetlerinin saptantanmasın daki esaslara göre hesaplanır. Kazanç saptanırken maliyetle satış bedeli karşılaştırılır. Daire ve işyerlerinin maliyeti bazı verilere göre hisse verilerek hesaplanır (arsa payı,metrekare,kat yada işyeri sayısı gibi)
Kar ve zararın saptanması için tüm daire ve işyerlerinin satışını beklemeye gerek yoktur. Kar ve zarar yıl içindeki satışlar esas alınarak saptanır. Satılmayan daire ve işyerleri ise maliyet bedeli ile değerlenerek yılsonunda mamul stoklarda yer alır.

İNŞAAT DEVAM EDERKEN YAPILAN SATIŞLAR


    193 sayılı Gelir Vergisi Kanunun 38 maddesinde bilanço esasına göre kazancın tespitinde tahsil değil,Tahakkukun esas alınacağı açıklanmıştır. Bir önceki makalemizde Müteahhitlerin kendi namlarına yapıp sattıkları daire ve işyerlerinin imal edilen emtia niteliğinde olduğunu belirtmiştik. Müteahhitlerin inşaat  devam ederken gerek noter satışı,gerek arsa payı üzerinden sattıkları daire ve dükkanların satış bedeli belli olmakla birlikte alınan paralar bir avans niteliğindedir.

     Bu durumda inşaat devam ederken yapılan bu satış bedelinin tamamı inşaatın tamamlanıp bittiği yılın hasılatı olarak kayıtlarda gösterilmesi gerekmektedir. Ama öte yandan 213 sayılı VUK nun 231 maddesinde “Fatura malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami yedi gün içinde düzenlenir. Bu süre içinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır” hükmü yer almaktadır.

YILLARA YAYGIN İNŞAAT İŞİNİN O YIL İÇİNDE BİTMESİ

Yıllara  yaygın inşaat işinin aynı yıl içinde tamamlanması durumunda 295 peşin ödenen vergiler ve fonlar hesabında izlediğimiz  ve o yıl içinde bitmiş inşaat ile ilgili kesilen %3 stopaj vergilerinin beyanname üzerinden hesaplanan vergiden indirilebilme süresi bir yılın altına inmiş olacağından söz konusu işe ait vergi tutarı bu hesabın alacağına karşılık 193 peşin ödenen vergiler ve fonlar hesabının borcuna aktarılacaktır.
 

193 nolu hesap da 371 dönem karının peşin ödenen vergi yükümlülükleri hesabının borcuna aktarılarak kapatılacaktır. Ancak aktarılan tutar 370 dönem karı ve diğ.yas.yük.karşılıkları hesabının tutarından fazla olamaz. Aktarılamayan tutar dönem sonunda 193 nolu hesabın bakiyesi olarak kalır.

193 Nolu hesap bakiyesi özleyen yılda yıllık gelir veya kurumlar vergisi beyannamesi verildikten sonra vergi dairesinden alınacak iadeye dönüşür ve 136 diğer çeşitli alacaklar hesabına aktarılarak kapatılır.
 

---------------------------/----------------------------------
193 Peşin Öd. Vergiler ve Fonlar
                      295 Peşin Öd. Vergiler ve Fonlar
------------------------/-----------------------------------
371 Dönem Karının Peşin Ödenen Vergi ve
        Diğer yasal yükümlülükler
                         193 Peşin Öd.Vergiler ve Fonlar
-------------------------/------------------------------
136 Diğ.Çeşitli Alacaklar
                     193 Peşin Öd. Vergiler  ve Fonlar
--------------------------/-------------------------------

Özel İnşaatlarda Kazancın Tespiti ve Vergilendirilmesi

193 sayılı Gelir Vergisi Kanunun 38 maddesinde bilanço esasına göre kazancın tespitinde tahsil değil tahakkukun esas alınacağı açıklanmıştır.

Müteahhitlerin kendi namlarına yapıp sattıkları daire ve işyerlerinin imal edilen emtia niteliğinde olduğunu belirtmiştik. Müteahhitlerin inşaat  devam ederken gerek noter satışı,gerek arsa payı üzerinden sattıkları daire ve dükkanların satış bedeli belli olmakla birlikte alınan paralar bir avans niteliğindedir.

Bu durumda inşaat devam ederken yapılan bu satış bedelinin tamamı inşaatın tamamlanıp bittiği yılın hasılatı olarak kayıtlarda gösterilmesi gerekmektedir. Ama öte yandan 213 sayılı VUK nun 231 maddesinde “Fatura malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami yedi gün içinde düzenlenir. Bu süre içinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır” hükmü yer almaktadır. Öyleyse yani imal edilen emtia niteliğinde olan daire ve dükkanlarımız maliyetle satış bedeli karşılaştırmak suretiyle hesaplanır. Binanın tüm maliyetinden her daire ve işyerine temel ölçü esaslara göre pay verilerek hesaplamalar yapılır. İlk makalemizde inşaat devam ettiği için satışlar inşaatın tamamlandığı yılda yani faturaların inşaat devam ederken satış yapılmış olsa bile inşaatın tamamlandığı yılda kesileceğini ve inşaatın bittiği yılın hasılatı olarak kayıtlarda gösterileceğini izah etmiştik. İnşaat tamamlanmış ama satışlar aynı yılda yapılmamış ise yani 2007 yılında inşaat tamamlanmış ama halen satılmayan daire olduğu örneğine istinaden 2008 yılında satılan dairenin faturası tanzim edilir ve ilgili yıl kazancı olarak beyan edilir. Kazancın tespiti için tüm daire  ve işyerlerinin satılması beklenmez. İnşa edilen daire ve dükkanlar hiç satılmadıysada herhangi bir zarar söz konusu olmayacak ve daire ve dükkanlar stok olarak envanterde maliyet bedeli ile değerlendirilecek. Tümü aynı yıl içinde satılmışsa sorun yok satışlar ve maliyet belli aynı yıl içinde kar veya zarar tespit edilecek ve beyan edilecektir. Sorularda belirtilen satış olmadığı halde müteahhidin dosyanın kapanması için üzerine kaydettirdiği dairede varsa o da emsal bedeli ile değerlendirilmesi gerekmektedir. Yani müteahhit kendi üzerine kaydettirdiği daire için emsal bedel ile fatura tanzim ederek dosyasını kapatabilir.  Yalnız inşaat tamamlandığı halde satılmayan daire ve işyerlerinin stokta ki değerlemesinin nasıl olacağı konusuna gelince en kolay yol toplam yüzölçümden her daire isabet eden hisseyi tespit etmek ve bilinen m2 maliyet bedelini stoktaki hisse sayısı ile çarpmak suretiyle yapılar.

Örneğin: Toplam m2 sin 5.000 olan binanın stokta kalan daire ve işyerlerinin hisse adedi 1.000/5.000 m2 maliyet bedeli 800 TL olsun
Stok maliyeti: 1000*800:800.000 TL dir    

Özel İnşaatlarda Vergisel Avantajlar

Özel inşaatlar ya kat karşılığı dediğimiz arsa sahibine arsa payı olarak belirli sayıda daire,kat veya dükkan vererek yada mevcut kendi arsasına inşaat yapmak şeklinde olabilmektedir. Kat karşılığı inşaat günümüzde en yaygın olan ve sizin yapacağınız inşaat şeklidir. Yapacağınız kat karşılığı inşaatı şahıs olarak yaparsanız GELİR VERGİSİ  şirketiniz yaparsa KURUMLAR VERGİSİ ödeyeceksiniz. Gelir Vergisi %15 ten başlayarak artan oranlı %35 e kadar bir vergisel yükümlülük getirirken Kurumlar Vergisi %20 sabit oranlı dır. Burdaki vergi oranını göz önünde bulundurarak, inşaat kazançlarının çok düşük olmayacağını da düşünürsek  sanki Kurumlar Vergisi daha avantajlı gibi görünmektedir. Ama elde edilen karın dağıtılacağını düşünürsek dağıtılabilir kar üzerinden bir de %15 stopaj ödemesi olacak ki  o zaman bu avantaj kaybolacaktır.  (Kar dağıtımı yapmayıp karı sermayeye ilave edebilirsiniz)

ÖZEL İNŞAATLARDA ARSA MALİYETİ VE ARSA SAHİBİNİN DURUMU

Arsa karşılığı inşaat işlerinde  bir tarafta arsa sahibinin bir tarafta yüklenicinin belirli paylarda düzenlemiş oldukları sözleşme gereği yapılacak olan inşaat işlerini kapsamaktadır. Sözleşme gereği iki tarafında yükümlülükleri olup Selim oğlu hocamızın da deyimiyle sabotaj dahil yükleniciye aittir demek yeterli olmamakla birlikte tüm detayların yazıldığı bir sözleşme hukuki anlamda tevsik edici bir belge olduğundan önem arz etmektedir.

Yapılan bu sözleşmeler arsa sahibinin bir şirket veya gerçek kişi olması nedeniyle vergilendirme anlamda ayrıştırmalıdır. Bununla ilgili 30 Seri Nolu KDV Genel Tebliğinde “Arsanın bir iktisadi işletmeye dahil olması veya arsa sahibinin alım satımının sürekli bir faaliyet olarak sürdürülmesi halinde konut veya işyeri karşılığı müteahhide yapılan bu arsa teslimi katma değer vergisine tabidir. Denilirken yine aynı tebliğde “Ancak arsa sahibinin gerçek usulde mükellefiyeti gerektirmeyecek şekilde arizi bir faaliyet olarak arsasını daire veya işyeri karşılığında müteahhide tesliminde vergi uygulanmayacaktır.”  Anılan tebliğ hükümlerince arsa teslimini yapan şirket ise yani vergi mükellefi ise vergiye tabi olacağı yine hocamızın tabiri ile Ahmet dayı ise vergi mükellefi olmayan işte elinde anadan babadan kalma bir arsası var ve bunu bir kere mahsus yapıyorsa arsanın yükleniciye tesliminde vergi uygulanmayacaktır. Arsa sahibi adına düşen bağımsız bölümler için arsa sahibine yüklenici yalnızca kdv belirterek faturayı düzenleyecek ve bu faturaya “iş bu fatura 3065 sayıl KDV kanunu hükmünce yalnızca  kdv hesaplanmak için düzenlenmiştir” diyecek ve arsa sahibine faturayı verecek.

Vergi Mükellefi Olmayan Gerçek Kişilerin İnşaat İşleri

GENEL BİLGİ:
İnşaat işlerinde faaliyet vergi mükellefi olan gerçek ve tüzel kişilerin yanında hiç vergi mükellefi olmayan gerçek kişiler tarafından da yapılabilir. Bu kişiler yapmış oldukları bu inşa sonucu elde ettikleri daire ve dükkanları satabilir,kiralar veya kendi ikamet edebilir. Genelde tarafımıza en çok sorulan kendi arsama inşaat yapıyorum vergi mükellefi olmama veya bağkurlu olmama gerek varmı? Vergisel anlamda yükümlülüğüm varmı? 

Vergi mükellefi olmayan gerçek kişi (Babadan kalma arsası olan Ahmet dayı veya gecekondusunu yıkıp bina diken ayşe teyze gibi)
a)İnşa ettiği daire ve dükkanları satabilir
b)kendisi ikamet edebilir
c)kiraya verebilir

A)Vergi mükellefi olmayan gerçek kişi yapmış olduğu kat,daire ve dükkanları satması halinde;
*Birden fazla kişiye satmıyorsa
*Devamlılık unsuru yoksa
*Ticari bir işlem yok ise  ticari kazanç olarak değil değer artış kazancı olarak vergilendirilecektir.  Satışın devamlılık arz etmesi örneğin inşa ettiği 10 dairenin 9 tanesini satıp bir tanesinde kendisi oturuyor ise bu işin ticaretini yapıyor demektir o zaman ticari kazanç vergilendirilecektir.
YADA
01.01.2007 TARİHİNDEN ÖNCE 4 YIL BU TARİHTEN SONRA 5 YIL GEÇTİKTEN SONRA SATILMASI HALİNDE İSE ELDE EDİLEN KAZANCIN TUTARI NE OLURSA OLSUN VERGİLENDİRİLMEYECEKTİR.
B)Vergi mükellefi olmayan kişi yaptığı daireleri yalnızca kendi ikameti için kullanacaksa hiçbir mükellefiyete gerek olmamakla birlikte belediye tarafından talep edilirse ticaret odası kaydı yeterli olacaktır.
C)Yada yaptığı bu dairelerde oturduğu gibi bir kısmını kiraya verebilir. Bu durum da ise elde ettiği kira gelirini GMSİ olarak her yıl mart ayında beyan edecektir.

*HER ÜÇ İŞLEM İÇİNDE MUHAKKAK SİGORTA DOSYASI AÇILIP ASGARİ İŞÇİLİK ÖDENECEKTİR.*

SONUÇ:
İnşa edilen gayrimenkullerin satılması hususunda üç durum söz konusu olup elde edilen kazanç ya TİCARİ KAZANÇ belli durumlarda DEĞER ARTIŞ KAZANCI veya iktisap tarihi itibariyle HİÇ BİR GELİR UNSURU olmayacaktır. Yine gayrimenkullerin kendi ikameti için kullanılması hiçbir vergi mükellefiyeti gerektirmezken kiralanması durumunda GMSİ mükellefiyeti doğurmaktadır.

İHALELİ İŞLERDE ASGARİ İŞÇİLİK HESAPLAMASI

Ülkemizde Sosyal Güvenliğin en önemli finansman kaynağı işçinin ve işverenin ödediği primlerdir. Bu nedenle Devlet kurumun prim gelirini;çalışanlarında sosyal güvenliğini ve bu konuda uğrayacakları hak kayıplarını önlemek için asgari işçilik uygulamasına önem vermektedir.

Asgari işçilik uygulama kapsamında olan işlerden ihaleli işler makalemizin konusunu oluşturup kısaca uygulamalı örnekleri ile anlatmaya çalışacağız.

İhale konusu işlerde ihale makamları ile yazışma yapılarak kesin ve geçici kabul olarak adlandırdığımız tutanaklar istenir. İşin başlama ve bitiş tarihi gibi bilgileri de bu tutanaklardan tespit ederiz. Geçici kabul itibar tarihi inşaatın bitim tarihidir. Geçici kabul sonucu eksik kalan işler var ve bunlar için ek süre verilmiş ise inşaatın bitim tarihi noksanlıkların tamamlanıp kesin kabulün yapıldığı tarihtir.

ÖZEL İNŞAATLARDA KDV İADESİ


                3065 sayılı KDV kanunun 29.maddesi indirim müessesini düzenlemiştir. İndirimli orana tabi işlemler dolayısıyla yüklenilen ve indirim yoluyla giderilmeyen verginin kdv tutarlarının her yıl Bakanlar Kurulunca tespit edilen sınırı aşan kısmının yıl içinde vergilendirme dönemleri itibariyle mahsuben veya izleyen yılda nakden veya mahsuben iadesi mümkün kılınmıştır. Bununla ilgili açıklamalarda KDV kanunu 74 ve76 genel tebliğlerde yayınlanmıştır.

Bizi ilgilendiren Net Alanı 150 m2 ye kadar konut teslimleri bildiğimiz gibi tesliminde kdv oranı %1 aldığımız demir,çimento gibi malzemelerin kdv oranı %18 dolayısıyla %17 farkı devlet inşaat yapan kuruma kanun gereği mahsuben veya nakden iade etmektedir. (Mahsuben iade yıl içinde alınabilir Nakden iade izleyen yılda alınır)

                  Vergilendirme dönemleri itibariyle 4.000 TL aşmayan mahsup talepleri inceleme raporu ve teminat aranmaksızın yerine getirilecek, 4.000 TL üstü mahsup talepleri vergi inceleme veya YMM tasdik raporu karşılığında yerine getirilecektir. Talepler bu raporların ibraz edildiği tarihte geçerlilik kazanacaktır.   İade mükellefin vergi borçları,kendi SSK prim borçları ile doğalgaz ile elektrik borçlarına mahsup edilebilecektir. Yıl içinde mahsup edilemeyen iade izleyen yılın Ocak-Kasım dönemleri arasında KDV beyanları ile yapılmalıdır. 

İade talebi bir dilekçe ile yapılacak ve bu dilekçeye şunlar eklenir:

*İndirimli orana tabi işlemlerin yapıldığı yıla ait alış ve satış faturalarının listesi
*Yıllık iade tutarının hesaplama tablosu
*Yıl içinde mahsup varsa onları gösterir tablo
*İndirilecek KDV listesi
*Devreden KDV tutarlarını gösterir tablo
*İade 4000TL üstü ise teminat inceleme raporu veya YMM Raporu

                 Bakanlar Kurulu  indirimli orana tabi teslim ve hizmetlerdeki iade sınırı tebliğler ile belirler 2008 yılı için 11.600 TL 2009 yılı için 13.000 TL  dir izleyen yıllarda da yeniden değerleme oranında artırılmak suretiyle uygulanacağı belirtilmiştir.  99 Seri Nolu KDV tebliği ekinde iade tutarları hesaplama tablosu mevcut olup gerekli açıklamalar yapılmıştır. Tablonun doldurulmasına dikkat etmeli 2009 yılı için 13.000 TL cari dönem iade edilebilir KDV tutarını geçen dönemden sonra mahsup talep edilebilir.

VARLIK BARIŞI MUHASEBE KAYDI

----------------------/-------------------------
102 Bankalar Hesabı           250.000
    01 A Bankası
                  131 Ort.Alacak.Hesabı  250.000
01 A ortağı
veya
                  102 Bankalar Hesabı
                     B Bankası                
Varlık Barışına istinaden yatırılan
---------------------/----------------------------
131 Ort.Alac.Hesabı        250.000
   01 A Ortağı
                          549 Özel Fonlar          250.000
                            01 Varlık Barışı Fonu
5811 Sayılı kanun gereği
------------------------/-------------------------

-------------------/-------------------------------
689 Diğer Olağandışı Gider ve Zararlar 12.500
 01 Varlık Barışı KKEG
                             102 Bankalar Hesabı                    12.500
                                  A Bankası
5811 sayılı kanun gereği %5 ödeme kaydı
--------------------/-----------------------------

VARLIK BARIŞI OLARAK ÖDEDİĞİMİZ %5 VERGİYİ  GİDERLEŞTİREBİLİRMİYİZ SORUSUNA GELİNCE GİDERLEŞTİREMEYİZ VE HER HANGİ VERGİDEN MAHSUP EDEMEYİZ KKEG OLARAK KAYITLARA ALDIĞIMIZ BU VERGİYİDE ŞAHSİ GÖRÜŞÜM YILLIK BEYANDA KKEG OLARAK MATRAHA İLAVE EDİLMESİ GEREKMEKTEDİR.

Limited Şirketlerde Ortak Dışı Müdürün Sorumluluğu

SORU: Ltd. Şti.'ye ortak dışı atanan müdürün şirketin borçlarından veya gelebilecek cezalardan dolayı bir sorumluluğu olabilir mi?


CEVAP:

6183 AMME ALACAKLARININ TAHSİL USULÜ HAKKINDA KANUN

Kanuni Temsilcilerin Sorumluluğu

Kanun Ad AMME ALACAKLARININ TAHSİL USULÜ HAKKINDA KANUN
Madde No Mukerrer Madde 35
Kapsam
(4108 sayılı Kanunun 11 inci maddesiyle eklenen mükerrer madde, Yürürlük: 02.06.1995) Tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanunî temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edilir.
Bu madde hükmü, yabancı şahıs veya kurumların Türkiye'deki mümessilleri hakkında da uygulanır.
Tüzel kişilerin tasfiye haline girmiş veya tasfiye edilmiş olmaları, kanunî temsilcilerin tasfiyeye giriş tarihinden önceki zamanlara ait sorumluluklarını kaldırmaz.
Temsilciler, teşekkülü idare edenler veya mümessiller, bu madde gereğince ödedikleri tutarlar için asıl amme borçlusuna rücu edebilirler.
(5766 sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle eklenen fıkra, Yürürlük: 06.06.2008) Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda kanuni temsilci veya teşekkülü idare edenlerin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahıslar, amme alacağının ödenmesinden müteselsilen sorumlu tutulur. (*)
(5766 sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle eklenen fıkra, Yürürlük: 06.06.2008) Kanuni temsilcilerin sorumluluklarına dair 213 sayılı Vergi Usul Kanununda yer alan hükümler, bu maddede düzenlenen sorumluluğu ortadan kaldırmaz. (**)

(*)   (5766 sayılı Kanunla eklenen fıkra)
(**) (5766 sayılı Kanunla eklenen fıkra)

 ***************************************

AYRICA;

    T.T.K. Madde 541 - Şirket mukavelesi veya umumi heyet karariyle şirketin idare ve temsili, ortak olmıyan kimselere de bırakılabilir. Bu gibi kimselerin salahiyet ve mesuliyetleri hakkında ortak olan müdürlere ait hükümler tatbik olunur.

7 Eylül 2010 Salı

Yeniden evlenen kadın kıdem tazminatı alır mı?

1475 sayılı İş Kanununun 14’üncü maddesindeki düzenlemeye göre çalışanların kıdem tazminatına hak kazanabilmeleri için öncelikli olarak iki koşul bulunmaktadır. Bu koşullardan ilki işyerinde çalışmasının bir yıl veya daha fazla olması. İkincisi ise hizmet akdinin anılan yasa maddesinde belirtilen nedenlerden biri ile sona ermiş olmasıdır. Tülay Hanım’ın çalışma süresi 5 yıl olduğundan kıdem tazminatı için süre yönünden bir eksiği bulunmamaktadır. Zaman açısından kıdem tazminatını hak etmişsiniz.
Kıdem tazminatına hak kazanma açısından ikinci şart ise hizmet akdinin fesih nedenidir. Bayan işçinin evlendiği tarihten itibaren bir yıl içinde işyerinden bu nedenle ayrılması kıdem tazminatına hak kazanma nedeni olarak yasada açık olarak belirtilmiştir. Bayanlarımız evlendikleri tarihten başlamak üzere bir yıl içinde evlilik nedeniyle iş sözleşmelerini sona erdirirlerse, süre yönünden bir engel yoksa kıdem tazminatı alırlar. Bu düzenlemede bayanın evliliğinin ilk evliliği, ikinci veya üçüncü evliliği olması sonucu değiştirmez. Yasada açık olarak evlendiği tarihten itibaren bir yıl içinde tabiri kullanılmış, evlilik sayısına bir sınırlama getirilmemiştir. İş hukukunda yapılacak yorumlar genel ilke olarak işçi lehine ve geniş anlamda yapılmalıdır. Kaldı ki bu hususta yorumu gerektiren bir unsur da yoktur. Bir sınırlama getirilmediğine göre ikinci evlilikte de bayan işçiler işten ayrıldıklarında kıdem tazminatı alabilirler. İlk evliliklerinde kıdem tazminatı alıp almamaları da sonucu değiştirmez.

Toplu işçi çıkarmanın şartları -2010-

İşyerlerinde işçilerin çeşitli nedenlerle toplu halde çıkarılması konusunda bazı kısıtlamalar, daha doğrusu bazı koşullar getirilmiştir. İşverenin işçileri toplu olarak işten çıkarmadan önce yerine getirmesi gereken bazı prosedürler bulunmaktadır.

İşyerlerinde toplu işçi çıkarılmasına ilişkin hükümler 4857 sayılı İş Kanunu’nun 29’uncu maddesinde düzenlenmiştir. İşveren; ekonomik, teknolojik, yapısal ve benzeri işletme, işyeri veya işin gerekleri sonucu toplu işçi çıkarmak istediğinde, bunu en az otuz gün önceden bir yazı ile işyeri sendika temsilcilerine, ilgili Bölge Müdürlüğüne (Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Bölge Müdürlüğü) ve Türkiye İş Kurumu’na bildirmek durumundadır.
Yapılan çıkışların toplu çıkış sayılabilmesi için belirli bir sayıya ulaşması gerekir. Bu açıdan işyerinde çalışan işçi sayısı: 
a) 20 ile 100 işçi arasında ise en az 10 işçinin,
b) 101 ile 300 işçi arasında ise en az yüzde on oranında işçinin,
c) 301 ve daha fazla ise en az 30 işçinin işine 4857 sayılı Yasanın 17’nci maddesi uyarınca (bildirimli fesih), bir aylık süre içinde aynı tarihte veya farklı tarihlerde son verilmesi durumunda, toplu işçi çıkarma yapılmış sayılır. Bu süreç içerisinde yukarıdaki sayılara ulaşılmamış çıkışlar toplu çıkış sayılmaz.

Bu bir aylık süre takvim ayı değil, her çıkarılan işçiden geriye doğru hesaplanacak bir aylık süredir. İşveren bir ay önceden yapacağı bildirime işçi çıkarmanın sebeplerini, bundan etkilenecek işçi sayısı ve grupları ile işe son verme işlemlerinin hangi zaman diliminde gerçekleşeceğine ilişkin bilgileri yazmak durumundadır.

Instagram Sayfamızdan Bizi Takip Edebilirsiniz

Translate - Çeviri

Popüler Konular

Muhasebe ve Excel Grubu

 
Muhasebe ve Excel
Üyelere Özel grup · 275 üye
Facebook Gruba Katıl
Diğer grup ve sayfalardan farklı olarak, özellikle EXCEL üstüne yoğunlaşmak istediğim bir grup... Özel excel çalışma dosyalarımızı paylaşarak çalışma ...
 
Blogger tarafından desteklenmektedir.